Buğday

Buğdaygiller familyasından bütün dünyada ıslahı yapılmış tek yıllık otsu bitki cinsidir. Değişik araştırmacıların yaptıkları araştırmaların ışığında buğdayın gen merkezi olarak Anadolu, Batı İran ve Kafkasya kabul edilir. Karasal iklimi tercih eder. Buğday; un haline getirilerek ekmek ve diğer unlu mamullerin imalatında kullanıldığı gibi bulgur ve makarna olarak da tüketilmekte, ayrıca yem üretiminde kullanılan temel bir besin maddesidir. Buğday son 8-10 yıl içerisinde bioetonol üretimine de söz konusu olmuştur.


Buğday tanesi esas olarak üç kısma ayrılır.
1- Kabuk (Kepek) tanenin ortalama % 12’sini teşkil eder.
2- Rüşeym (Embriyo) tanenin ortalama % 3’ünü teşkil eder.
3- Tane içi (Endosperm-unlu kısım) tanenin ortalama % 85’ini teşkil eder.

Buğday Tanesinin Bileşimi: Buğday tanesinde su, karbonhidratlar, protein, yağ, selüloz, madeni maddeler, enzim ve vitaminler vardır. Bu maddelerin buğday tanesindeki miktarları, çeşide ve yetiştiği bölgeye göre değişmektedir. Ortalama olarak bu maddelerin miktarları şöyledir.
  • Protein %12,0
  • Su %12,0
  • Karbonhidrat %70,0
  • Selüloz %2,2
  • Yağlar %2,0
  • Kül (Madensel Maddeler) %1,8

Kanola

Kanola bitkisi, Türkiye’ye Balkanlardan gelmiştir. Bu bölgeden gelen göçmenler sayesinde topraklarımıza girdiği bilinir. 1960 yıllarda kolza olarak getirilip Trakya’da ekilen kanola, rapiska ve rapitsa adlarıyla da tanınmaktadır. Yaz ve kış olmak üzere iki fizyolojik döneme sahiptir. Bir kanola tanesinde yaklaşık yüzde 38 ile yüzde 50 arasında yağ bulunur. Protein oranı ise yüzde 16 ile yüzde 24 arasındadır. Kanola yağı, bitkisel kaynaklı tohumlu yağlar içinde, ayçiçeği, soya, pamuk ve yer fıstığı içinde üretim bakımından üçüncü sırada bulunur.


Kanola yağının bazı faydaları şunlardır;
• A, D, K ve E vitaminlerini içerir.
• Bol Omega 3 yağ asidi içerir.
• En iyi Omega 3-6 dengesine sahip yağdır.
• Doymamış yağ asidi boldur.
• Çok düşük oranda doymuş yağ asidi içerir. (Bu oran zeytinyağında yüzde 15, ayçiçek yağında yüzde 12, kanola yağında ise yalnızca yüzde 7’dir)
• Tekli doymamış yağ oranı da düşüktür. (Bu oran zeytinyağında yüzde 73, kanola yağında ise yüzde 63’tür).
• Damar sağlığını destekler.
• Kemiklere iyi gelir. Raşitizm ve osteoropoz hastalıklarını önlemede yardımı söz konusudur.
• Sağlığa yararlı bitkisel steroller içerir.
• Kanola yağının sindirimi, uzun zincire sahip Omega 3 yağ asitlerinin plazma ve trombosit fosfolipidlerindeki seviyesini artırır.
• Sağlığı koruyucu ve geliştiricidir.
• Yemek pişirirken yüksek ısılara dayanıklılık gösterir. Bu anlamda ay çiçek yağı ve zeytinyağından üstündür. Dumanlanma noktası orta yüksekliktedir. Bu da, onu sote yapımı ve yüksek dereceli yemekleri pişirmede ideal bir yağ yapar.

Ayçiçeği

Çiçekleri güneşe doğru döndüğü için, günebakan, gündöndü ya da günçiçeği de denir. Anayurdu Meksika olmakla birlikte, yüksek ekonomik değeri nedeniyle dünyanın ılıman iklimli birçok yerinde, özellikle Türkiye’de Trakya bölgesinde yetiştirilir. Yaprakları basit, çiçekleri sarı renkli, büyük ve gösterişlidir. Süs bitkisi olarak yetiştirilen çeşitleri de vardır. Ancak gerçek önemi, yağ bitkisi oluşundan kaynaklanır. Düşük asitli ve sarımtırak renkli, sıvı yağ elde edilir. Yemeklik olarak kullanıldığı gibi margarin, sabun ve yağlıboya yapımında yararlanılır. Yağı alınmış tohumları hayvanlara yedirilir.


Ayçiçeğinin sağlığıma olan yararları;

• E vitamini ve linoleik asit yönünden zengin olan ayçiçeği, kalbe yararlıdır: Son zamanlarda yapılan araştırmalar, vücuttaki E vitamini düzeyinin düşük oluşunun, kalp krizi geçirme rizikosunu artırdığını ortaya koymaktadır. E vitaminini düşük alan kişiler, angına pectoris denilen kalbin koroner damarları yetmezliğinden oluşan kalp krizi geçirme rizikosunu üç kat fazla yaşarlar. Ayrıca linoleik asit, kötü kolesterol düzeyini düşürür. Damarlarda oluşacak kan pıhtılarının damarları tıkamasını da önler.

• Ayçiçeğinde bulunan E vitamini gibi antioksidan maddelerin fazlalığı, vücudun kansere karşı direncini artırmaktadır: Bu etki, kişinin katarakt olma rizikosunu da düşürür.

• Ayrıca ayçiçeği tohumunun, idrarı artırıcı ve göğsü yumuşatıcı etkileri de vardır. Ayçiçeği tohumları, ezilip yara lapası yapılarak çıbanları olgunlaştırmada da kullanılabilir. İşte bu etkileri sağlamak üzere ayçiçeği sıvı yağlarının yiyeceklerimizde kullanılması ve çekirdeklerinin (tohumlarının) çerez olarak günde 40-60 gramının tüketilmesinin yararı anlaşılmaktadır.

Arpa

Buğdaygillerden bir Bitki (Hordeum vulgare). Bu bitkinin Ekmek ve malt yapımında kullanılan, hayvanlara yem olarak verilen tanelerine Arpa denir. Arpa, Poaceae (buğdaygiller) familyasından buğdayla beraber dünyanın en eski kültür bitkisidir. Arpanın en önemli tüketim alanı malt yapımı ve hayvan yemidir. Bir çok yerlerde arpa hayvan yemi olarak yulafa tercih edilir. Bu arpanın hayvanı sıcak tutarak yağ yaptığı ile izah edilir. Genellikle dünyada arpanın en çok kullanıldığı yerlerden biri de malt yapımıdır.


Arpanın sağlığa olan yararları;

• Arpa çözünmez diyet lifin zengin bir kaynağıdır. Yemeğinizde bulunan kaba yem miktarını arttırır bu da dışkıyı yumuşatır ve hacmini arttırır. Bu nedenle arpa tüketimi sindirim sağlığını geliştirir, kolon kanseri ve hemoroid riskini azaltır.

• Arpanın lif içeriği propiyonik asit üretimini kolaylaştırır. Bu asidik bileşen, karaciğerde kolesterol üretiminden sorumlu olan HMG-CoA redüktaz enziminin aktivitesini kontrol etmede önemli bir rol oynar. Bu şekilde kandaki kolesterol seviyesini kontrol eder ve ciddi kalp damar hastalıklarından vücudu korur.

• Arpanın içinde önemli bir fitonütrien olan “lignans” bulunur. Arpanın antioksidan özellikleri serbest radikallerle savaşmayı ve onların zararlı etkilerinden hücreleri korumayı sağlar. Sağlıklı bir kalbi teşvik etmektedir. Ayrıca meme kanseri ve hormon bağlantılı olan daha bir çok kanser çeşidinden korunmayı sağlar.

• Arpanın magnezyum içeriği oldukça yüksektir. Vücuttaki kan şekeri seviyesini kontrol eden enzimler ile reaksiyona girer ve böylece glikoz seviyesini sabit tutmaya yardımcı olur.